Sizde Güvenlik Arayışında mısınız?

CategoriesMakalelerYorum yok Sizde Güvenlik Arayışında mısınız?98 views

Ülkemiz son yıllarda belki de tarihindeki en hızlı değişimleri yaşıyor. Eğitim, sağlık, hukuk, siyaset, yasalar ya da yapılar değişiklikler olurken global düzeydeki değişimlere de uyum sağlıyoruz. Bu büyük, hızlı ve ani değişimlerin karşısında halkın yaşadığı şok ve tepki halleri; yerini süreç içerisinde sessizliğe bırakıyor; belki de psikologlara göre öğrenilmiş çaresizlik yaşanıyor ve ardından da kabulleniş gerçekleşiyor. Ancak bu çok yönlü değişimler bireylerin sosyal ilişkilerini etkilediği gibi siyasette de tutarsızlık ve karamsar tablolar ortaya çıkınca en temel ihtiyaçlardan biri olan “güven gereksinimi” daha çok aranmaya başlanıyor. Abraham Maslow’a göre kişiler; açlık, susuzluk, nefes almak ve uyumak gibi hayati önem taşıyan fizyolojik gereksinimlerini karşıladıklarında güven gereksinimi baskın hale gelir. Diğer deyişle Emniyet, istikrar, korunma, yapı ve düzen, korku ve karmaşadan kurtulma arayışına yönelirler. Özellikle gelecek öngörülemediğinde ya da politik ve toplumsal istikrar tehdit altında olduğunda, bu gereksinim daha belirgin hale gelir. Güvenliğinin tehdit altında olduğunu düşünenler, büyük miktarda para biriktirtir; daha iyi koşullar sunulsa da riskli işlerdense güvencesi yüksek işi tercih ederler. Hatta bazen örgütlü bir dinin ya da askeriyenin kestirilebilir düzenliliğini ararlar. Çözümsüzlüklerini aşabilmek ve güvenli olduğunu hissedebilmek için aslında hiç de istemediği bir yaşam tarzını arzular.

Dünya ülkelerinde son yıllarda yaşanan savaşlara baktığımızda da birçok ülkenin ne kadar güven arayışında olduğunu; küçük toplulukların güvenli gördüğü ülkelere göç ettiğinin örneklerini görebiliyoruz. Kendi iş sahibi olabilecekken devlet bünyesinde çalışma talebinin arttığını, güvenliği olan sınırları belli olan site alanlarında yaşamanın daha çok tercih edildiğini, eşiyle mutsuz evliliği olmasına rağmen o çatı altında güvenli hissettiği için ayrılmak istemeyen kadınlarımızı, parasını bozdurup ihtiyacını gidermek yerine daha çok ihtiyaç duyabileceği günler gelebilir düşüncesiyle parasına ekleme yapmaya devam edenleri… Tüm bunlara ve daha birçok güven temelli sorunlara uzaktan baktığımızda aslında hepimizin güven arayışında olduğumuzu görüyoruz. Kimimiz devlete bağlı yerlerde çalışınca güvenli hissediyoruz, kimimiz bir parti ya da gruba dahil olduğumuzda, kimimiz istemeden gittiğimiz işten çıkıp koşarak evimize gidiyoruz ki eşimiz ve çocuğumuzla güvenli hissetmek için.

Peki bu bir problemidir? Maslow’un hiyerarşik düzenine göre eğer güvenlik gereksinim arayışında isek yukarıdaki üç hiyerarşiye ulaşamayız; ait olma ve sevgi gereksinimleri; saygı gereksinimi; ve kendini gerçekleştirme gereksinim düzeylerini hissedemeyiz. Çünkü güvenli hissedebilmeye takılıp kalırız; emniyetli olma arayışı içerisindeyken yaşam koşulları, saygı sevilme takdir edilme beğenilme ihtiyaçlarımızı gidermeye çalışmamız zorlaşmaktadır. Böylece; patolojik problemlerin görülme oranı artabilir; evlilik sayısı ve evliliği sürdürebilen çift sayısı azalabilir; daha fazla çocuk sahibi olmaktansa daha az çocuk sahibi olunmaya başlanabilir; bireyselleşmek yerine gruplara ait olma çabası oluşabilir, toplum ya da ülkemiz adına yapılan çalışmalar azalabilir… Saymakla bitmeyecek derecede toplumsal olarak tıkanma yaşayabiliriz.

Bireysel ya da toplumsal sıkıntıları engelleyebilmek için önce kendimizi ardından diğerlerini değerlendirelim. Biz gerçekten güvenli hissediyor muyuz? Yoksa güvenli hissedebilmek için doğru yolda mı gidiyoruz?…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir